BURSA BÖLGE DEVLET SENFONİ ORKESTRASI
ŞEF:ORHAN ŞALLIEL
SOLİSTLER: BÜLENT EVCİL (flüt) / RAHŞAN GÜVENÇER (çello)
Her dönem konserlerimize ülkenin bir başka köşesinden bir orkestra konuk etmeyi ilke edindik. Bu dönemki konuklarımız da Bursa’nın genç orkestrası.
Gencecik ama son derece usta üyelerden kurulu bir orkestra; gencecik ama adını dünyaya duyurmuş şef ve solistler! “Saka Kuşu”nda ve “Gece”de gözlerinizi kapatıp flütün büyüsüne teslim olacaksınız. Haydn’ın konçertosunda çellonun kadife tonuna doyamıyacaksınız. “Veda” senfonisinde çalıcılar tek tek sahneden ayrılırken önlerindeki mumları da söndürerek veda edecekler. Belki de göz yaşlarınızı tutamayacaksınız!
ORHAN ŞALLIEL (şef)
“Uygarlıklar Beşiği Anadolu”, “Çanakkale Şehitleri”, “Hoşgörü İmparatorluğu” “Mehter ve Senfoni”gibi geniş kapsamlı projelere imza atan üretken bir şefimiz. MSÜ Konservatuvarında fagot ve kompozisyon eğitimi gördü. Rotterdam ve Amsterdam konservatuvarlarında orkestra şefliği, kompozisyon ve caz piyanistliği dallarından diploma aldı. Hollanda’dan kazandığı bursla Helsinki Sibelius Akademisine orkestra şefliği için gönderildi. İstanbul Devlet Opera ve Balesinde uzun yıllar orkestra şefliği yaptı. Halen Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın şefliğini ve yurt dışındaki konserlerini sürdürmekte.
BURSA BÖLGE DEVLET SENFONİ ORKESTRASI
Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın temelleri, 1995 yılında Uludağ Üniversitesi Yaylı Çalgılar Orkestrası ile atıldı. Bir yıl sonra kurulan Bursa Nefesli Çalgılar Topluluğu ile birleşerek, büyük şehir belediyesinin desteğiyle Hasan Adıgüzelzade şefliğinde “Bursa Senfoni Orkestrası” adını aldı. 1998 yılında Hikmet Şimşek’in sanat danışmanlığında ve Orhan Şallıel’in şefliğinde düzenli sanatsal etkinliklere başladı. 1999’da Kültür Bakanlığına bağlanan topluluk Türkiye’de bir ilk’e imza attı: Adına “Bölge” tanımını da katarak, sadece şehir konserleri yerine çevre il, ilçe ve kasabalara da polifonik müziği götürmekte. Daimi şefliğine Orhan Şallıel getirildi. Müdürlüğüne de gazeteci-yazar Ahmet Borova atandı ve emekliliğine dek, dört yıl bu görevi yürüttü.
Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası her hafta yaptığı şehir konserlerinin yanısıra, olanaklar ölçüsünde gerçekleştirdiği bölge ve eğitim konserleriyle kısa sürede yüksek bir performansa ulaşarak Türkiye çapında adını duyurdu. Bunun yanısıra dünya çapındaki solistleri Bursa’lı sanatseverlerle buluşturmuş, yaptığı radyo-televizyon programları ve turneleriyle Bursa’mızın sanatsal alanda övünç kaynağı olarak etkinliklerini yurt çapına yaymıştır.
BÜLENT EVCİL (flüt)
James Galway tarafından, “kuşağının en iyi flütçüsü” olarak tanımlanan Evcil, Belçika Kraliyet madalyası sahibi. 1968’de Istanbul’da doğdu. Mükerrem Berk’le flüte başladı ve 1988’de MSÜ Devlet Konservatuvarından mezun oldu. Ardından Brüksel Kraliyet Konservatuvarında Marc Grauwels’la çalıştı ve 1992’de üstün başarı diplomasıyla mezun oldu. 1994’te Heidelberg-Mannheim Müzik Yüksek Okulunda Jean-Michel Tanguy ile çalışarak 1996’da sanatta yeterlilik diplomasını aldı. Bu arada ''Wolfgang Hoffmann'' nefesli çalgılar yarışmasında 2.lik ve James Galway'in 1992 yılında Dublin’de düzenlediği flüt seminerindeki ''Best Performer'' yarışmasında 2.lik elde etti.
1992-99 arasında ünlü İrlandalı flüt ustası James Galway'in öğrencisi oldu. A.B.D., Avrupa’nın pekçok ülkesi, Ukrayna ve Türkiye’de orkestralar eşliğinde, oda müziği gruplarında ve festivallerde çaldı. Kurpfalzische Oda Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, Camerata Leonis Oda Orkestrası,Toulon Oda Orkestrası, Carmina Quartett, Frankfurt Quartett gibi topluluklarla bir çok konser verdi. Krakow, Bayreuth, Lemberg ve İstanbul Müzik Festivallerinde yer aldı. 1996-98 yılları arasında Viyana’da Imperial Concerts Solist Kapella’da solo flütçü olarak çalıştı.
Halen solistik çalışmalarının yanısıra Borusan Filarmoni ve Istanbul Devlet Opera ve Bale Orkestralarında flüt grup şefliği yapmakta, aynı zamanda İTÜ-MİYAM Master programında ders vermektedir. Camerata Leonis Oda Orkestrası ile İsviçre’de bir kompakt disk doldurmuştur. 2001 Şubat ayında A.B.D'deki Texas Tech ve Texas Üniversitelerinin Müzik bölümleri tarafından bir dizi Flüt Ustalık Kursu düzenlemesi için davet almıştır.
RAHŞAN GÜVENÇER (viyolonsel)
Solistliğinin yanısıra Kybele Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nün üyesi ve Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası’nın baş çellistidir. 1975 yılında müzisyen bir ailenin çocuğu olarak Istanbul’da doğdu. Beş yaşında piyanoya başladı, 1986’da MSÜ Konservatuvarı’nın Viyolonsel Bölümü’ne girdi ve 1996’da bu kurumun yüksek kısmından pekiyi dereceyle mezun oldu. Alexander Rudin, Frans Helmerssohn, Philip Muller ve Raphael Pidoux gibi bir çok ünlü otorite ile master kursları yaptı. İtalya’da Piero Farulli ve Andre Nannoni ile çalışarak Academia Musicale Chigiana’nın Oda Müziği Bölümü’nden mezun oldu. Dört yıl MSÜ Konservatuvarında viyolonsel dersleri verdi. Solistik kariyerine ağırlık vermek üzere bu görevden istifa etti. 1999’da Bilkent Üniversitesinde düzenlenen viyolonsel yarışmasında ikincilik elde etti. Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde ve Türkiye’nin önemli orkestraları eşliğinde konserler verdi, resitaller ve oda müziği dinletileri sundu; radyo, televizyon kayıtları yaptı.
Program:
ANTONIO VIVALDI (1678-1741)
“La Notte” (Gece)
1-Largo-Fantasmi.Presto
2-Largo-Presto
3-Il sonno. Largo-Allegro
Solist: Bülent Evcil
JOSEPH HAYDN
Do Majör Viyolonsel Konçertosu
1-Moderato
2-Adagio
3-Allegro molto Solist: Rahşan Güvençer
ARA
ANTONIO VIVALDI
“Il gardinello” (Saka Kuşu)
1-Allegro
2-Cantabile
3-Allegro
Solist: Bülent Evcil
JOSEPH HAYDN (1732-1809)
“Veda Senfonisi”, No.45, Fa diyez minör
1-Allegro assai
2-Adagio
3-Menuet. Allegretto-Trio
4-Finale. Presto-Adagio
ANTONIO VIVALDI (1678-1741)
Olgun Barok dönemin temel bestecilerinden birisidir. Özellikle konçerto biçiminin gelişmesine hizmet etmiş, 500'ü aşkın konçerto bestelemiştir. Sağlıksız bir çocuk olduğundan genç yaşında papaz olması uygun bulunmuş, kızıl saçlarından ötürü "kızıl papaz" olarak anılmıştır. 1704-1740 arasında yetim kızlar için müzik okulu olan "Ospidale della Pieta"da besteci, şef ve öğretmen olarak görev yapar. Vivaldi'nin pekçok konçertosu 13-18 yaş arasındaki bu kızların yeteneğine göre yazılmıştır. Kemancı olan babası operaevleri yönetimi ile uğraştığından Vivaldi de opera dünyasına girer. Bu konuda hem beste yapar, hem de yönetmenlik. Avrupa'nın birçok kentinde opera sahneler, kendi operalarını yönetir. 1713'den başlayarak 1739'a dek 45 opera yazmıştır. Venedik sahnelerinde o dönemde en çok yapıtı oynanan besteci olduğu söylenir. Ülke sınırı dışına taşan ünü, onun uluslararası bir müzik dili kullanmış olduğunun kanıtıdır. 1735-38 arasında Pieta'yı ihmal edip başka kentlerde yaşadığı gerekçesiyle işine son verilir. 1740'da sevgilisi, şarkıcı Anna Giraud ile Avusturya'ya gider, 1741'de Viyanada ölür. Vivaldi'nin müziği ölümünden sonra yüzyıl kadar unutulmuş, ancak müzik tarihine bıraktığı derin izler ilk kez J.S.Bach'ın araştırmalarıyla gündeme gelmiştir. Dağnık ve düzensiz bir besteci olduğundan nice yapıtı gibi bestelediği 94 operadan da birçoğu kayıptır. Özellikle konçertoları alımlı ezgiler, ritimik canlılık, solo ve orkestra topluluğu arasındaki renk bağdaşması, dramatik gerilim ve biçim netliği açısından çok alımlıdır. Konçertolarının üçte ikisi solo keman ve orkestra için yazılmıştır. Ayrıca çello, flüt,fagot, mandolin ve viola d'amore solosu için konçertoları da vardır. Vivaldi'nin konçertoları başta ve sondaki hızlı bölümler arasına yerleştirilmiş bir ağır bölümden oluşur. Vivaldi, müzik tarihinde ağır bölüme de diğer bölümler kadar önem veren ilk bestecidir. Ağır bölümünde uzun soluklu bir şarkı yer alır.
Vivaldi, müzikle resim yapan ilk ustalardandır. En ünlüsü olan Op.8 grubundan Dört Mevsim'de mevsimlerin herbiri kendi özellikleriyle resimlenir. Gökgürültüsü, hasat zamanı, buzdaki kayganlık, baharda öten kuşlar, bu yapıtın çalgılarla dile gelen sahneleridir. Vivaldi'nin diğer betimleyici çalışmaları arasında Saka Kuşu (Il gardelino); Gece (La Notte), Denizde Fırtına ve Şüphe gibi yapıtlar vardır.
Gece ve Saka Kuşu başlıklı flüt konçertolarında gölge-ışık oyunlarıyla müziksel resimlerini yaşama kavuştururken dinleyici de soluğunu tutup kendini müziğin akışına kaptırır. Flütçünün üstün ustalık sergilemesini gerektiren yapıtlardır.
Joseph HAYDN (1732-1809)
Viyolonsel Konçertosu, Do Majör (Hob. VIIb No:1)
Haydn gibi düzenli çalışan, üstelik eserlerinin de kaydını tutan bir besteci için, yazdığı sanılan altı-yedi viyolonsel konçertosunun kaybolması, hatta gerçekliğinden kuşku duyulması müzik tarihinin ilginç sayfalarından biridir.
1961 yılında Prag Ulusal Müzesi’nin müzik bölümü sorumluları Radenin Koleksiyonu’nda, bestecisi bilinmeyen elyazması bir viyolonsel konçertosu buldular ve daha önce ele geçen konçerto taslağıyla karşılaştırıldığında eserin Haydn’a ait olduğu kesinleşti. 1761-69 yılları arasında Esterhazy Orkestrası viyolonselcisi olarak çalışan Joseph Weigl, çalgıların partilerinin kopyalarını yazmış, ancak bestecinin adını eklemeyi unutmuş. Eser ancak Köln’deki Joseph Haydn Enstitüsü’nün onayından sonra müzik dünyasına sunuldu.
1765 yılında bestelediği tesbit edilen ve Anthony van Hoboken’in kataloğunda VIIb No.1 olarak numaralanan eser, yaylı çalgılar, iki obuo ve iki korno eşliğindeki viyolonsel için bestelenmiştir. Çağdaşlarının aksine solist için parlak pasajlar, melodik yaratıcılık, virtuoz teknik, tutti ve solo kontrastların yerine Haydn temaları dağıtmadan mükemmel bir bütünlük elde ettiği üslubundan pek ayrılmadığı için eski kafalı olmakla da suçlanmıştı. Do Majör Konçerto’da da bu hava sezilir. Hatta solo viyolonsel, kendi solo partileri yanında, bütün çalgıların beraber çaldıkları tutti bölümünde bile bas partilerini çalar.
Eser ilk kez 19 Mayıs 1962’de Prag Bahar Festivali’nde Alois Klima yönetimindeki Prag Radyo Senfoni Orkestrası eşliğinde Miloş Sadlo tarafından yorumlanarak müzik dünyasına tanıtılmıştır. Konçertonun orta (Moderato) tempodaki 1. Bölümü, serbest şekilde uygulanan sonat formundadır. Girişteki orkestrayla bölümün tüm malzemesi sergilenir. Sola çalgı aldığı temayı teknik etüdler tarzında geliştirir. Ana tema hiçbir zaman aynı şekilde tekrarlanmaz, değiştirilerek sunulur… Fa Majör tonda ve ağırca (Andante) tempodaki 2. Bölüm eserin, en değerli kısmıdır ve Haydn’ın galant stiline güzel bir örnek oluşturur. Şarkı gibi bir ezgi, zarif melodik cümleler halinde viyolonselin güzel tınısıyla duyurulur… Son bölüm, Do Majör tonda başlayan çok çabuk (Allegro molto) tempodaki final ayrı bir karakterdedir. Bu bölümde, ilk bölümün özü halinde durmak bilmeksizin bir kadansla bile kesilmeden ilerleyen tema orkestra tarafından sunulur. Solo viyolonsel bu kez daha bağımsızdır; solo partisi duyulurken, öbür partilerin rolü eşlik etmekten ibaret kalır. Orta kısımdaki ton değişimleri (modülasyon) daha zengin planlanmıştır. Parlak süslemeler bütün bölüm boyunca sürer ve sonradan duyulan orkestral nakaratını da (ritornello) gölgeler. (Süre 24’)
Kaynak: Müziği Okumak, İrkin Aktüze, Pan Yayıncılık, 2003
Senfoni No. 45, Fa diyez Minör (Hob. I No.45) (Veda)
Haydn’ın erken çağ senfonilerinin en tanınmışı, 1772’de yazdığı 45. Sefonidir. Senfoni adını Haydn’ın arkadaşı, diplomat ve biyografi yazarı Georg August Griesinger’e bizzat doğruladığı gibi, sık sık anlatılan bir öyküden alır. Beethoven gibi kimseye bağlı kalmadan yaşamını kazanabilen bir besteci olamayan Haydn, uzun yıllar Esterhazy Prensi II. Nicolaus’un yanında orkestra yöneticisi olarak çalışmış, ancak onun 1790’da ölümünden sonra yıllık 1000 florinle emekli olup Viyana’ya yerleşebilmiştir.
1683’te, Avrupa’da Türk korkusu geçtikten sonra yapımına başlanan ve çok kez onarılan Esterhazy Sarayı, bir opera sahnesi ve bir konser salonuna sahip olmasına karşın, tüm orkestra müzikçilerinin ailelerini barındırmaktan yoksundu. Prens de, kışın uygun havada bile, günlerini bu kırlık yöredeki, Neusiedler’deki sarayda geçirmeye çok meraklıydı ve üstelik müziğe de –oğlunun aksine- çok düşkündü. Eşleri ve çocuklarını özleyen müzikçiler şefleri Haydn’a yaz tataili nedeniyle bir çare bulması için başvururular; Prens’ten izin alınamayınca, besteci yazdığı senfoninin ilginç son bölümüyle sorunu çözer.
İki obuo, iki korno ve yaylı çalgılar için bestelenmiş olan senfoninin ilk ilk üç bölümü dikkati çekmeden sürer, ancak son bölüm başlarken iş değişir: Çok hızlı (Presto) giren final, hiç alışılmamış Fa diyez minör tonuyla ilgi çeker; fakat sona ermez ve yorgun argın, ağır (Adagio) bir havaya dönüşür. Önce acıklı bir korno sesi duyulur, sonra da ikinci kornocu nota sehpasındaki mumu söndürerek çalgısını alıp salonu terk eder. Sanki senfoninin beşinci (!) bölümünü oluşturan 107 ölçülük bu uzun Adagio’da, sırasıyla diğer üfleme ve yaylı çalgılar aynı hareketi tekraralayarak dışarı çıkar, giderek karanlıklaşan salonda yalnızca iki kemancı kalır, onlar da bıkkın ve hüzünlü tavırla eseri sona sürükler… Haydn’ın ustaca yapılmış esprisini beğenen prens, hemen müzikçilere izin vermiş, sarayın arabasıyla onları evlerine göndermiş… (Süre 26’)
Kaynak: Müziği Okumak, İrkin Aktüze, Pan Yayıncılık, 2003